İçeriğe geç

Emperyalizm kim tarafından kuruldu ?

Emperyalizm Kim Tarafından Kuruldu? (Ve Gerçekten Bunu Kim Düşünür ki?)

Yıllardır insanlık tarihiyle, toplumlarla, hatta kendi hayatımla ilgili bir sorum var: Emperyalizm kim tarafından kuruldu? Ama öyle derin derin düşünenlerden değilim; yazın bir akşamı, tavşan kanı çayımla koltuğa gömülüp “Emperyalizm kimdir, nedir?” diye sorarken, arka planda İzmir’deki bisiklet turları ve sabah kahvaltısındaki domatesin fazla tuzlu olması gibi minik problemler de dolanıyordu. Hayat işte, bir anda her şey iç içe geçiyor.

Ama şöyle bir şey var, sadece ciddiyetle yaklaşılacak bir mesele değil bu. Yani, evet, Emperyalizm bir yandan dünya tarihini etkilemiş büyük bir olgu olabilir, ama aynı zamanda bununla ilgili sorduğumuz soruyu hafifçe de mizahi bir şekilde inceleyebiliriz. Ve neden olmasın? Emperyalizm kim tarafından kuruldu, dedikçe iç sesimle bir pazarlık yapmak gibi hissettim. Hadi gelin, biraz kafa yoralım, hem gülüp hem de düşündüren bir yolculuğa çıkalım.

“İlk Düşünen Kimdi?”

O zamanlar kafama dank etti: “Haa, emperyalizm deyince sadece ‘büyük devletler’ akla gelmiyor. Bu, kendi mahallesindeki insanın ‘daha fazla alan’ yaratma çabası gibi bir şey aslında.”

Şimdi, düşündüğümüzde, ilk kez “Dünya benim olsun” diyen birinin tam olarak kim olduğunu söylemek zor. Bunu ilk söyleyen tabii ki bir İskandinav Viking falan olamazdı (gerçi öyle olursa kesinlikle, kafasında iPhone olmadan da iş hallederdi). Ama dediğim gibi, dünyayı almak için ilk adım genellikle bir çeşit ‘neşeli’ fikirdir. Mesela, ben İzmir’de bir akşam yürüyüşüne çıktım, bir baktım; kafamda bir fikir: “Ya, bu sahil boyunca biz bile yürüyerek mi ulaşacağız? Şu kayalıkları falan alıp gitsinler de rahat rahat gezelim.” O zaman ne olur? En azından bir arkadaş grubunda bu fikir benden önce birilerine gider, birileri başka bir projeyle ilgilenmeye başlar ve yavaş yavaş ortamda “büyük düşünme” modları devreye girer.

Şimdi, bu sahil macerası bana ne hatırlatıyor biliyor musunuz? Emperyalizm. Evet, ilk başlarda tamamen bir “yakın çevremi genişletme” isteği gibi. Önce birkaç mahalle, sonra şehir, sonra ülke, sonunda da Dünya! O zaman, sorumuzu soralım: Emperyalizm kim tarafından kuruldu? Ya da kim başlattı? Özetle, başlangıç noktası: her şey bir fikirle başlar.

İlk Başlarda Çok Ciddiye Almasalar da

Emperyalizm, aslında her dönemde farklı şekillerde karşımıza çıktı. Ne de olsa, eski Roma’dan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar her şeyde bir “bütün dünyayı sahiplenme” anlayışı var. Ama günümüzde de farklı şekillerde kendini gösteriyor. Mesela bir gün, “Acaba neden tüm dünya aynı fast food zincirini yer?” sorusu içimden geçtiğinde, bir anda şunu fark ettim: “Emperyalizm modern zamanlarda da yemek üzerinden yürütülüyor.” (Evet, gerçekten dedim bunu.)

Bir zamanlar, Roma İmparatorluğu savaşta büyük zaferler kazandığında, tüccarlar da akıllıca hareket ediyordu. Her yeri ele geçirip sonra “hadi bakalım” diyerek dükkan açıyorlardı. Peki biz? Biz de yemek zincirini ele geçirmiyor muyuz? Dünyanın dört bir yanındaki Starbucks’lar, McDonald’s’lar, Pizza Hut’lar… Kendi topraklarında bile acayip egemenlik kuruyorlar.

Bunu düşündüm ve içimden bir ses şöyle dedi: “Vallahi bu da bir emperyalizm modeli olabilir mi?”

Diğer Kültürlerin ve Sistemlerin Çarpıştığı Nokta

Tabii, bu iş biraz daha derin bir mesele. Sonuçta, sadece yemek ve markalarla sınırlı değil. Kültürel emperyalizm de var. Bir bakıyorsun, bir kültür yıllarca var olduğu topraklarda; diğer kültürler bir şekilde kendini “daha popüler” bir hale getiriyor. Geçen gün tam da bu konuda bir arkadaşım bana şunu dedi:

Arkadaş: “Ya, sen İzmir’de büyüdün, ama neden hâlâ Amerikalı gibi davranıyorsun?”

Ben (iç sesimle): “Ne demek Amerikalı gibi davranmak? Yani sadece ‘Hiçbir şeye kayıtsız kalmayan’ bir insan gibi mi görünmeliyim?”

Arkadaş: “Evet!”

Ben: “O zaman şu Starbucks’ı bir kere de bırakayım!”

Ama gerçekte, bu kültürel etkileşim de zaman içinde farklı toplumları birbirine yaklaştırıyor. Emperyalizm, sadece toprak kazanma değil, kültürel izler bırakma meselesi haline geliyor. Ve işin en ilginç tarafı, bazen bu etkileşim bizlere de faydalı oluyor, bazen ise tamamen tüketici bir yapıya dönüşüyor.

Emperyalizmde Komik Bir Yan (Benim Bakış Açım)

Biraz fazla derinleşti galiba, değil mi? Ama merak etmeyin, kısa bir süre sonra yine normal moduma dönüyorum. Düşünsenize, bir sabah uyandınız, kahvaltıyı hazırlıyorsunuz. O sırada iç sesim yine devreye giriyor: “Bu omleti mi kaybettin? Nerede, nereye gitmiş olabilir? Yahu ben de böyle bir şey hiç yaşamamıştım!”

O an bir bakıyorum, Emperyalizm hakkında düşündüğüm her şey bu omletin kaybolmasından daha anlamsız mı? Ama hayır, işte burada bir şey fark ettim: Her şeyin içinde bir parçacık ‘büyük düşünme’ ve ‘toprak genişletme’ isteği yatıyor.

Sonuç: Emperyalizm Her Zaman Yanımızda

Emperyalizm kim tarafından kuruldu sorusu, aslında çok karmaşık ve yanıtı kesin olmayan bir soru olabilir. Fakat bugüne kadar süregelen bu sistemde, herkesin katkısı olmuştur. Bir şekilde bir fikir, bir hareket, bir düşünce büyüdü ve tüm dünyaya yayıldı.

Ve işin komik yanı şu ki, ben hâlâ bu yazıyı yazarken, sabah çayımı içerken, İzmir sokaklarında bir yürüyüş yaparken her şeyin aslında çok büyük bir oyun olduğunu hissediyorum. Belki de hepimiz bu oyunun bir parçasıyız.

Yani, Emperyalizm kim tarafından kuruldu sorusunun cevabını bulmak zor, ama o fikrin her zaman yanımızda olduğuna eminim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet